| |
| Eklenme Tarihi: 21.08.2008 Saat: 19:03 |
|
|
Ergenekon savcısı deyim yerindeyse kedi olalı beri ilk defa bir fare yakaladı. Savcı Öz, JİTEM’in kurucusu Albay Arif Doğan’ı yakalamayı başardı. Albayla beraber JİTEM‘in arşivini de ele geçiren savcı, böylece hem ülkenin demokratikleşmesi yolunda önemli bir halkayı ele geçirdi, hem de rüştünü ispat etti. Ergenekon soruşturması başlayalı beri ilk defa dişe dokunur bir adımın atılması; JİTEM’in kurucusunun ve arşivinin yakalanması oldukça önemlidir. Fakat herşey bununla bitmiyor. Aksine süreç asıl şimdi başlıyor. Albayın arşivle birlikte ele geçmesi Türkiye’ye, akan kanın durması, Kürt sorununda barışçıl çözümün sağlanması, halkların barış içinde birarada yaşaması yolunda altın değerinde bir fırsat sunuyor. Türkiye’nin bu fırsatı kaçırmaması gerekiyor. JİTEM, 20 yıl boyunca Kürtlere kan kusturmuştur bir devlet teşkilatıdır. Yıllar öncesi kapatılmıştır. Bugün onun yerini JİT almıştır. JİT, JİTEM devamıdır. Bunlar binlerce faili meçhul cinayetten, suikastlerden, bombalama ve kundaklamalardan sorumlu devlet kurumlarıdır. Kürt halkına karşı işlenen suçların adresi bunlardır. JİTEM’in arşivi artık savcının elinin altındadır. Ve savcı bunu halka açıklamak zorundadır. JİTEM arşivi halka açıldığı zaman gerçek manada bir temizlikten ve demokratikleşmeden söz etmek mümkün olacaktır. Aksi halde bu fırsat da heba olacaktır. Savcı Öz, Ergenekon İddianamesi‘nde 1999’dan önce işlenen suçlara yer vermemişti. Bunları sadece ek belgelerde gündeme getirmişti. Şimdi ele geçen arşivle birlikte Ergenekon Davası’nın seyri de değişmelidir. Dava, AKP karşıtlarını etkisiz kılmanın ötesine geçmeli, geçmişe doğru genişletilmelidir. Türkiye JİTEM arşivi üzerinden karanlık tarihiyle yüzleşebilmeli, bu davayı hukuk devleti yolunda yaşamsal bir fırsata dönüştürebilmelidir. Bugün itibariyle Ergenekon Davası‘nın seyriyle Türkiye’nin geleceği iç içe geçmiştir. Davanın akibeti Türkiye’nin geleceğini de belirleyecektir. Öte yandan albayla arşivin ele geçmesini yalnızca savcının yeteğine bağlamak yanıltıcı olacaktır. Bu olay bazı iç ve dış gelişmelerle bağlantılı olarak ele alınmalıdır. İçeride, içi boş temizlik nutuklarına, göstermelik demokratikleşme adımlarına inanmayan ve Ergenekon Davası‘nda AKP kuyrukçuluğu yapmayan Kürt halkının, hükümet karşıtlığıyla sınırlı iddianamenin genişletilmesi konusunda net duruşu ve ısrarı etkili olmuştur. Kürtlerin ısrarı bu kez, eskinin devamı şeklindeki ‚Türk tipi temizlik‘ düzenlemesine geçit vermemiştir. Kürt halkının çok değiştiği, demokratikleşme vaatlerinden artık etkilenmediği ve somut adımlar görmek istediği gerçeği kendini kabul ettirmiştir. Dışarıda ise Rusya’nın Gürcistan’ı işgale kalkışmasının, ufukta yükselen Rus- Kürt yakınlaşmasının ve yaklaşan İran savaşının etkileri oldu diyebiliriz. Kafkasya’da ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler Türkiye’nin üzerinde yükseldiği dengeleri sarsıyor. Irak’ın işgaliyle birlikte önemli bir payandasını yitiren Türkiye ayakta durmakta zorlanıyor. Türk devleti uzunca bir süredir uluslararası sistem nezdinde kendini sağlama almaya çalışıyor. Bu arayışla bir o yana, bir bu yana gidip geliyor. Kafkasya krizinde açıkça görüldüğü gibi küresel güçler arasında savrulup duruyor. Türkiye’nin Kürtlere rağmen ayakta duramayacağı gerçeği her krizle biraz daha güçleniyor. İç ve dış gelişmeler Türkiye’nin Kürt sorununu daha fazla terörize etmesini zorlaştırıyor. Kürtlerle savaşın faturası kabardıkça kabarıyor. JİTEM’in kurucusu albayın ve arşivinin yakalanmasına bu gelişmelerin ışığında bakmak gerekiyor. Dediğim gibi bu olay Türkiye’nin iç barışı açısından altın değerinde bir fırsat sunuyor. Bütün mesele Türkiye‘nin bu fırsatı değerlendirip değerlendirmeyeceğinde düğümleniyor. Özcesi; Ergenekon Davası asıl şimdi başlıyor…
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|