| |
| Eklenme Tarihi: 4.08.2008 Saat: 14:35 |
|
|
Piyanist filmini bundan birkaç gün önce tekrardan izledim. Çünkü Yahudilerin geçmişi bizimkiyle neredeyse örtüşüyor. Onlar kurtuldu. Biz ise hala öldürülmeye ve aşağılanmaya tabii tutuluyoruz. Bu filmi tekrardan izlerken, hatta bu satırları yazarken bile kafamın içinde hep aynı soru var: Onur ya da onursuzluk nedir? Medeniyetin beşiği olan Yukarı Mezopotamya’nın çocukları olarak neden bu durumlara düştük? İçimizde çokça bulunan onursuzlar yüzünden lanetlendik mi yoksam? Kasımların, Rehberlerin, Bekoların yüzünden mi tüm bunlar? Piyanist filminden şöyle bir diyalog da geçer: ‘’Bizi yaralarsanız kanamaz mıyız, gıdıklarsanız gülmez miyiz, zehirlerseniz ölmez miyiz ve zulüm ederseniz öc almaz mıyız?’’ Zulüm görenler fırsatını buldukları an intikam almaya çalışırlar. Bunun yansımalarını Afrikalılarda ve bazı Arap ülkelerinde görebiliyoruz. Geçmişte yaşanılanların intikamını almak için sanki tetikte bekliyorlar. Ve anlıyorum onları. Halkların da bir belleği vardır. Ve belleklerine ekilen acı olaylar ise aradan yüzlerce yıl da geçse unutulamıyor. Hele onurlarıyla oynanmışsa unutulması daha da zorlaşıyor. Onursuzlara ise hiç kimse güvenmez. Çünkü onlar lanetlidir. Onur için seve seve ölünür. Piyanist filminin başka bir sahnesinde savaşarak ölen direnişleri pencereden izleyen Pianist, kadın kahramana şunları söyler, yenilmiş bir ruh haliyle, ‘’Ama neye yaradı.’’ Kadın kahramanın cevabı nettir: ‘’ Onurlarıyla öldüler, işte buna yaradı.’’ 85 yıldır onurları için ölen yüzbinlerce Kürt ve onurlarını hiçe sayarak gidip karşıtlarıyla işbirliğine giren Lanetli ihanetçiler yani onursuzlar... Koruculara, itirafçılara, ihanetçilere Türk devletinin güvenmediğini ve bir sinek kadar değerlerinin olmadığını hepimiz biliyoruz. İlk fırsatta onları öldüreceklerini de... Dersim’de, Zilan’da, Koçgiri’de, Halepçe’de ve daha birçok yerde yapılanları hangi onurlu Kürt unutabilir? Ya da dilimizin yasaklanmasını hangi onurlu Kürt içine sindirebilir? Bizi her gün aşağılayanları unutabilir miyiz? Belki kin gütmeyiz. Belki de aynı sınırlar içinde birlikte yaşarız; ama unutamayız tüm olup bitenleri ve unutmamalıyız da. Alman şair Göthe’nin dediği gibi, ‘’Üçbin yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik yaşayan insandır.’’ Piyanist filminden söz etmişken devam edelim. Filmin en dikkat edici sahneleri ise Davut Yıldızı’nı taşıyıp da Nazi kolluk kuvetleriyle hareket edenlerdir. İhanet etmelerine rağmen o işareti üzerinde taşıyorlar. Ve yönetmen, hain oldukları belli olan bu adamların yaptıklarını uzun uzadıya anlatmamış. Görüntüleri var sadece. Sanırım yönetmen de haklı. Çünkü hainler yeteri derecede iğrençtir. Bu film Varşovalı Yahudi bir piyanistin gerçek yaşamını anlatıyor. İhanetin nemenem şey olduğunu Kürtler bilir. Ve bizim gibi ihaneti bol olan bir halk da şu yeryüzünde yoktur. Silahlısından tutalım, kalemiyle ihanet edenlere kadar her türlüsü vardır. Öyleleri vardır ki kendi cellâtlarının fotoğrafını asacak kadar iğrençleşmişlerdir. Kendi kardeşlerine karşı silah tutanlara ne demeli? Sayın Emine Ayna’nın konuşmalarının onurlarını rencide ettikleri gerekçesiyle dava açan onursuzların haberini okuduğum zaman güldüm. Bugüne kadar yüzbinlerce Kürt’ü öldüren, Kürt’ün dilini yasaklayan, varlığını dahi kabul etmeyen ve düşmanlığını saklama gereği bile duymayan sistemin onurlarıyla oynadığını bilemeyecek kadar cahiller midir acaba? Evet, sanırım cehaletin de etkisi var. Yoksam, ‘’Arjintin de bile Kürt’ler devlet kursa gidip müdahale ederiz,’’ diyen bir sistemin düşmanlığı açıktır. Güney Kürdistan’daki oluşumu hazmedemediklerini de açıkca ifade ediyorlar. Ama Bulgaristan’daki Türk’lerin isimleri değiştirilmek istendiği zaman bilmem nerelerini yırtacaklardı. Güney Kürdistan’daki birkaç bin Türkmen’in her türlü hakkı varken kabullenmez Türk devleti. Onları iktidarlaşması ve her gün Kürtleri öldürüp eziyet etmeleri için çaba sarfeder. Sırf kendine Kürt’üm ve Kürt’ler ayrı bir halktır dedikleri zaman her türlü eziyeti Kürt’e mubah gören bir devletin silahını alıp kardeşlerine karşı savaşanların onursuz oldukları da açıktır. Dünyada onurlarıyla savaşıp da ölen hiçbir kimsenin lanetlendiğini duymadım. Ama ihanetçileri herkes lanetler. Haklı mücadele yürütüyorsan ve direngensen düşmanların bile sana saygı duymaya başlar. İtirafçıların ve korucuların bir değerinin olmaması kendi onurlarına sahip çıkamadıkları içindir. Kalemlerini satıp da para ve kariyer sahibi olanlar saygı gördüklerini sanıyorlardır belki. Kimsenin şüphesi olmasın, tarih mutlaka onurlarına sahip çıkmayan ihanetçileri lanetleyecektir. Çünkü onursuzlar lanetlidir.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|