Kürdistan: 16 yıl sonra Şırnak katliamına tanık olan anlatıyor - söyleşi
Gönderen: seteney Tarih: 19.08.2008, 10:32:52 (3116 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
 
AMED / Şırnak'ta 16 yıl önce 21 Mart Newroz sonrası yaşanan katliam ve ardından 18 Ağustos tarihinde bizzat dönemin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından Türkiye kamuoyu kandırılarak "PKK Şırnak'ı bastı" denilerek yapılan katliam hala hafızalarda. Mart ve Ağustos'ta yaşanan her iki katliam sonrasında binlerce kişi Şırnak'ı terk ederek çevre illere, Güney Kürdistan'a göç ederken, binlercesi de çareyi batı illerine giderek sürgün gibi bir yaşama zorlandı.
 


18 Ağustos tarihinde "PKK kenti bastı" denilerek yaşanan katliamda uçak hariç her türlü savaş aracı kullanıldı. Tank, uçaksavar, top, havan, law, roketatar gibi silahlarla kent günlerce tarandı.
 
"PKK saldırdı, güvenlik güçlerimiz karşılık verdi" denmesine rağmen, katliam sonrasında kente giden heyetler ve gazeteciler, Tümen komutanlığı, askeri binalar, lojmanlar, emniyet müdürlüğü ve karakollarda tek bir mermi izine rastlanmazken, özellikle askeri karakollar ve Tümen komutanlığının karşısındaki evler atılan silahlarla deyim yerinde ise kevgire dönmüştü.
 
Yaşananlar karşılıklı bir çatışma değil, tek taraflı olarak Tümgeneral Mete Sayar'ın emri ile halka yapılan planlı ve bilinçli bir saldırıydı.
 
Halka yönelik yapılan katliam sonrasında yaralı olarak kurtulanlar "terörist", can korkusu ile evlerinin bodrumuna, bahçelerinde kazdıkları çukurlara saklanıp ölümden kurtulanlar, "sığınakta saklanan PKK"liler diye basına gösterildi.
 
Mart'ta ve Ağustos'ta yaşanan katliama tanık olanlar, aradan 16 yıl geçmesine rağmen hala o günleri unutmamış.
 
Onlardan biri de, özellikle Şırnak'ta 1992 yılındaki Newroz katliamında yaşananları "Şırnak Yanıyor... 1992" adıyla kitaplaştıran Sertaç Doğan.
 
Sertaç Doğan ile Şırnak'ta 18 Ağustos tarihinde yaşanan katliamı konuştuk. O gün yaşananları, saldırı öncesi yapılan hazırlıkları ve sonrasını...
 
- 1992 yılında Newroz saldırısı sonrasında tekrar aynı tarz bir saldırının Ağustos ayında yapılmasını neye bağlıyorsunuz?
 
- Doksanlı yıllar özellikle 1992 bir dönüm yılını ifade ediyor. Bu yılın yeterince tartışılmadığını ve derinliğine analiz edilmediği kanısındayım. 1992 Newroz katliamı ve 18 Ağustos olayları öyle sıradan geliştirilen katliamlar değil. Devlet bu katliamlar için önceden hazırlık yaptı. Aslında bir anlamda PKK ve ona destek veren Şırnak halkı bitirilmek, tasfiye edilmek isteniyordu. Şırnak ilçe ve köyleri teslim alınsa, Kürtlükten uzaklaştırılırsa, bütün kentler teslim alınır düşüncesi hakimdi.
 
Zaten Şırnak'ın il yapılışı dahi devletin güvenliği sonucu alınmış bir karardı. Çünkü Şırnak her yönüyle stratejik öneme sahipti. Şırnak'ta otorite olmak, inisiyatifi ele geçirmek Botan'a hakim olmak demekti. Botan ise Kürt özgürlük hareketi acısından hayati öneme sahip bir alandı. Devlet bunun önünü önceden kesmek istiyordu.
 
Faili meçhul cinayetler, köy yakmalar, işkenceler ve sürgünlerin yanı sıra halka yönelik toplu katliamlar yapmak için Şırnak tampon bölge olarak seçilmişti. Eğer devlet 1992 de Şırnak'ta başarılı olsaydı Kürt halkına ve Kürt özgürlük mücadelesinin yükseldiği diğer yerlerde soykırım yapacaktı. Tıpkı geçmişte Dersim, Genç, Palu, Ararat'ta yaptıkları soykırımın benzerini yapacaklardı.
 
 
- Şırnak'ta yaşıyordunuz o tarihte. Saldırı beklentisi var mıydı, yada kamu görevlileri, resmi makamlardan öyle bir şey seziyor muydunuz.
 
- 1992 yıllı aslında devletin kendi içinde ayrışmanın yaşandığı bir dönemdi. Kürtlere yönelik yeni bazı yaklaşımlardan bahsediliyordu. 1992 deki Şırnak katliamı bunları açıga cıkarttı. Dönemin Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel, İçişleri bakanı ismet sezgin ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş şiddet yanlısı bir politika güderken, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, bazı liberal devlet bürokratları yeni dünya düzeni içerisinde Kürtlerle barışık yaşamanın zorunlu olduğunu görüyorlardı.
 
Bir taraf genel af, ana dilde eğitim ve reform yanlısı görünürken diğer kesim ise
Şırnak katliamı gibi olaylar ile sonuca ulaşmak için her yolu mubah görüyorlardı. Bunun için komplo, provokasyonlar ve sivillere yönelik eylemler yapıp PKK'nin üstüne atıyorlardı. O dönemki medyanın büyük bir kesimi de provokatifçe yayınlar yaparak kendilerini göstermişlerdi. Bu açıdan Şırnak katliamının geliştirilmesinde medyanın büyük rolü vardı. Ve medya yapılan bu katliama ortaktır.
 
 
- O tarihte olayı yaşayan binlerce kişi içinde siz de vardınız. 18 Ağustos ve sonrasında resmi açıklamalarda PKK'nin Şırnak'ı bastığı ve kamu kurum ve kuruluşlarına saldırdığı yönünde ifadeler kullanıldı. Bunlar ne derece doğru.
 
- 18 Ağustos tarihinde gerilla Şırnak'ı basmadı. O tarihte basının yazdığı ve yapılan resmi açıklamaların tümü yalan. Bunu Şırnak'ta katliama maruz kalan herkes biliyor. Devletin kendisi, o tarihte Şırnak'ta görev yapan tüm kamu personeli de bunu biliyor.
 
Newroz'da başaramadıklarını, 18 Ağustos'ta ikinci kez denediler. Dönemin başbakanı Süleyman Demirel 19 Ağustos tarihinde medyaya yapmış olduğu açıklamada "Devleti her yerde hakim kılacağız, devletin gücünü her yerde göstereceğiz" deyip, "Şırnak'ta çocuk, kadın ve masum vatandaşların ateş arasında kalmaması için itinayla davranılıyor" diyerek katliamı yapanların adresini gösteriyordu bu anlamda.
 
İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ise kamuoyuna yanlış haberler servis ederek Kuzey Irak'tan gelen 1000-1500 dolayındaki militanın çember altına alındığını, bir yere kaçamayacaklarını, 100'e yakın gerillanın gün boyu süren çatışmalar sonucunda ölü olarak ele geçirildiğini belirtiyordu. Oysa katliamda ölenlerin arasında tek bir gerilla yoktu. Ölenlerin ve yakalananların tamamı sivildi. Evler aranıp tek tek gözaltına alınanlar "terörist", katliamlardan kaçmak için evlerinin bodrumunda saklananlar ise "sığınaklarda barınan PKK'liler" diye lanse edildi.
 
 
Bakan Sezgin, gün boyu süren çatışmalarda 100'e yakın gerillanın ölü olarak ele geçirildiğini de sözlerine ekleyerek kamuoyuna yanlış-yalan haberler servis ediyordu.
 
Gün boyu süren çatışma sonrasında kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 100'e yakın gerillanın öldürüldüğünü, çatışmalarda ele geçenlerin önemli bir kısmının Hıristiyan, Ermeni, Süryani ve Suriye'den gelmiş militanlar olduklarını iddia etti. Yapılan saldırıda tank, top, roket, havan gibi her türlü savaş aracı kullanıldı. Onlarca kişi öldürüldü. Binlerce kişi yine Newroz katliamında olduğu gibi gözaltına alındı ve tutuklandı.
 
- Saldırı sonrasında halk göç etmeye başladı
 
- Evet, Mart ve Ağustos'ta aynı tarz katliama maruz kalan halk yapılanları protesto için yollara düşüp kenti terk etmeye başladı. Kentte asker, polis, korucu ve kamu görevlileri dışında kimse kalmadı 18 Ağustos'tan sonra. Katliamdan sonra heyetler, yabancı basın mensupları, siyasi parti temsilcileri gelip olayın ardından yaşananları gözleriyle gördüler. Ve gerçeklerin hiçte hükümet yetkililerinin, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Ünal Erkan'ın anlattığı gibi olmadığını gördüler.
 
- Bu Ağustos saldırısı sonrasında herhangi bir kimse bunlardan dolayı yargılandı mı?
 
- Herhangi bir kamu görevlisi, asker, polis, korucu yargılanmadı. Aksine halktan insanlar "PKK'li" diye gözaltına alındı, işkenceden geçirildi ve tutuklandı.
 
- Sizde olaydan sonra göç etmek zorunda kaldınız, geriye baktığınızda 16 yıl aradan sonra Şırnak'ı nasıl görüyorsunuz
 
- Yaşanan her iki katliamın ardından binlerce insan Şırnak'ı terk etti. Kimileri çevre illere, kimileri batı illerine göç etti. Yıllar sonra geri dönenler oldu. Haklarında arama kararı, ölüm kararı çıkartılanlar bir daha kente dönmedi. Çünkü Olağanüstü Hal dönemiydi. Kontrgerilla, itirafçılar, korucular kendilerine verilen tüm yetkileri kullanıyor ve faili meçhul cinayetlere her geçen gün yenisi ekleniyordu. Şırnak belki o dönemde dayatılan iki katliamla yara aldı, ama Şırnak şu an 16 yıl öncesinden daha inançlı ve kararlı. Bir kentin üzerinde bu kadar oynanan oyuna, koruculaştırmaya, köyleri boşaltmaya rağmen, Şırnak halkı gerek seçimlerde, gerek mitinglerde, gerek cenazelerine sahip çıkmada olsun şimdiye kadar katliamların kendilerini yıldırmadığını ve daha bileyerek dirençli hale getirdiğini gördüler ve tüm dünyaya da gösteriyorlar.
 
ANF NEWS AGENCY

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
· Öcalan: Penceremden görünen iki ağacı da kestiler
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Türk ordusu Lice'de ağır darbe aldı
· Bahoz Erdal: Gerillaya en fazla katılım 2008’de oldu
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Her onurlu Kürt direnecektir
· DTP’den Zaman’a yalanlama
· HPG Jandarma Bölüğüne baskın düzenledi
· İmralı NATO kontrolünde

Kürdistan
· ‘Kürtler Kerkük’ten vazgeçmeyecek!’
· Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
· Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
· Kerkük-Yumurtalık boru hattındaki yangın devam ediyor
· Şırnak ve Silopi'de 11 kişi tutuklandı
· Köy boşaltmalar kontr-gerilla stratejisidir -Söyleşi-
· Irak'ta 'Kürt oyunu' tutar mı? -Analiz-
· Boru hattına bombalı saldırı
· Sine’de 367 kişi AIDS hastalığına yakalandı
· Peter Galbraith’ten ilginç Türk-Kürt yorumu

© Rojaciwan.com