Özgür Bilge FETTUL-MÜNAFIK U KATİL-QERDOĞAN  Uzak bir zaman değil. Bundan 20 yıl öncesine kadar. Kürdistan ve Türkiye’deki şehirlerde başıboş köpekleri itlaf etmek için bir yöntem kullanılırdı. Bu iş için “Veteriner Sağlık Teknisyenleri” görevlendirilirdi. Teknisyenler “itlaf hareketine” çıkmadan önce kapsamlı bir plan yaparlardı. “İtlaf hareketi” bir “savaş” gibi sürerdi. Gerçek anlamıyla bu savaş
hareketi gecenin geç vakitleri dışında hiçbir vakitte yapılmazdı.Herkesin
mışıl mışıl uykusuna daldığı ama gecenin ve sokakların asıl sahibinin
köpekler olduğu saatler, köpeklere ölüm saatlerine dönüşürdü. Sabahın şafak vakti denilir ya, işte o andan başlamak üzere her sokak köpek leşleriyle dolardı. Benim asıl dikkatime çeken köpeklerin nasıl tuzağa çekildiği idi. Bu
tuzak hazırlayıcıları olan “Veteriner Sağlık Teknisyenleriyle” yakın
bir meslektendim. Dolayısıyla her köpek katliamına tanık oluyordum.
Köpek katliamında kullanılan yönteme tanık olunca, hep atalarımızın söylediği bir sözü anımsardım. Atalarımız derler ya “Bexte Rome Tuneye.” Köpekleri
böyle kalleş bir yöntemle katliamdan geçiren T.C, herhalde söz konusu
Kürtler olunca aynı yöntemi kullanmaktan geri kalmazdı. Köpeklere ve
Kürtlere karşı geliştirilen tuzağın benzerliğine geçmeden önce bu
tuzağın yapılışı, kuruluş yöntemi ile kullanılan malzemeleri anlatalım. Kullanılan Malzemeler: Birkaç kilo et kıyması. Birkaç gram siyanür zehiri. Zehiri geçirmeyen eldiven.
Kıymalı Siyanürün Yapılışı-Siyanürlü Tuzak-: Önce
bir teknisyen gider kasaptan halkın parasıyla birkaç kilo et kıyması
alırdı. Ve bulunduğu Tarım İlçe Müdürlüğüne getirirdi. Kürtlerin
deyişiyle dezgesini kurar. Ve başlardı siyanürlü tuzağı yapmaya. Önce kıymayı köfte yapacak şekilde çiğ çiğ parçalara ayırırdı. Bunu yaparken bir de eldiven takardı .Parçalara
ayırdığı her çiğ köftenin içine çukur açar ve bu çukura biraz siyanür
koyar. Bu işlem bittikten sonra çiğ köfteyi maharetli bir şekilde
kapatırdı. Çiğ köfteye bakan herhangi bir kimse hiç anlamazdı ki bu
siyanürlü bir tuzaktır. Tuzağın Kurulma Yöntemi: Bir şairin dediği gibi “an gelip çattığında” en az iki teknisyen gece yarısı vakti “itlaf hareketine” başlardı. Zaten
nerede, hangi sokakta kaç köpek var, hepsinin önce keşfi bir katliamcı
komutan edasıyla “itlaf hareketine” katılan teknisyenler tarafından
yapılırdı. Yapılan kıymalı siyanür tuzağı da köpeklerin sayısına göre
yapılırdı. İtlaf
hareketine katılan teknisyenler sokak sokak, cadde cadde, mahalle
mahalle, semt semt gezer. Her köpeğin önüne bir tane kıymalı siyanür
atarlardı. Köpeklerde eti görünce ağızlarına salya dolar, bir an önce
yemek için gayri ihtiyari bir şekilde midelerini hazırlamış olurlardı.
Bir lokmada kıymalı siyanürü lop diye midelerine atarlardı. Aradan
bir iki dakika geçmeden köfteyi yiyen her köpek, ön ve arka bacaklarını
açar, gevşer ve sessizce ölürdü. Sabahın şafak vaktinde sokaklar da
köpek leşlerinin sergisiyle karşılaşılırdı. Bu
anlattığım tuzak aynen olduğu gibi Türk Devleti tarafından, Kürtlerin
katliamında kullanılıyor. Ne yazık ki bu tuzak için biçilmiş bir kaftan
olarak Kürdistan’a sürülen “Truva Atı”, AKP ile onun hafızası
Fettullahçılıktır. Bunların
liderleri Fettul-Münafık (Fettulah Gülen) ile
Katil-Qerdoğan’dır(Erdoğan).Bu tanımlamayı ben değil, halkımız yapıyor.
Tamda taşı gediğine oturtuyor. Her iki Türk-İslam sentezcisi ırkçıların
Kürdistan’da yürüttükleri siyaset için halkımızın getirdiği tanımlama
onların kişiliklerinin en azını tanımlıyor. Daha fazla azgın bir kötülüğü hakediyorlar. Zira
temsil ettikleri Türk-İslam sentezciliğiyle, köpekleri itlaf etme
hareketinde teknisyenlerin kullandığı siyanürlü zehirin benzerini
Kürtlerin, Türkleştirilmesinde kullanıyorlar. Kürt halkını giderken
kendi sahte İslam’ını kıyma, Türk ırkçılığını da siyanür olarak şırınga
ediyorlar. Geriye
Türkleşmiş Kürt kalıyor. Ruhen ölmüş Kürt kalıyor. Böyle bir Kürt
artık, ne insan sayılabilir, ne Türk sayılabilir, ne de Kürt
sayılabilir. İnsanı hayvandan ayıran yegane özellik kültürel yapısıdır.
O da yok edilirse böyle bir kişilik için ne tür bir tanımlama
getirilebilir? Ona da okuyucular bir tanımla yapabilir. Hani
ulusalcı Türk ırkçıları “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” diyorlar ya,
Türk-İslam sentezcisi Fettul-Münafık ile Katil-Qerdoğan gibi ırkçılar
da “En iyi Kürt, Türkleşmiş ölü Kürt’tür” diyorlar. Bunlar tek millet,
tek devlet ile tek bayrak derken birer Hitlerdirler. Öyle “Lekolin” sitesinde yazıldığı gibi “Kılıçsız Gladio Çetesi” değildirler. Kesinlikle “Kılıçlı Gladio Çetesidirler”. Gladio’nun Türk kolunun ideolojisi Türk-İslam sentezidir. Bu nettir. Fettul-Münafık, Dağlıca baskınından sonra, kıblegahı olarak kabul ettiği ABD’de bir katliam fetvası verdi. Dedi ki “Şimdi beni askere alsalar askere giderim”. Katil-Qerdoğan’da demedi mi ki “çocuk da olsa kadın da olsa vurun”. Emniyet
mensuplarının çoğunluğu Fettul-Münafıkçılar değildir de nedir?
Kürdistan’da katliam yapan gerek ordu, gerekse emniyet mensubları, bu
zihniyete göre şekillendirilmiyorlar mı? O zaman bu “Kılıçsız Gladio Çetesi” de nereden çıkıyor? Fettul-Münafıkçılar da, Katil-Qerdoğanlar da Kürdistan’da ölüm ekenlerdir. Şu bilinmelidir ki, Ölüm ekenler, ölüm biçerler. Ölüm ekenler, karşısında HPG’yi bulurlar. Ölüm ekenler, Faraşin’de 17 ölüm biçtiler. İster yakın bir zamanda, isterse uzak bir zamanda olsun. Ölüm ekenler, hep ölüm biçerler. Sizin de bundan haberiniz olsun. Ey küresel Türk ırkçısı Fettul-Münafık u Katil-Qerdoğan! |